Özel Arama



BİR BAYBARA SİTESİ

Cuma, Temmuz 31, 2009 - AŞK...

Kategori: SIIRLER

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

     CEMAL SÜREYA      

     (BU ŞİİRİ BENİMLE PAYLAŞAN SERAP'A SONSUZ TEŞEKKÜRLER)

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazartesi, Aralık 29, 2008 - Ölebilmek

Kategori: SIIRLER

Ölülerimiz...
Sesleri dünyamız kadar bilge.
Birazdan kalkacakmış gibi
uzanıp bir sipere
koyulaşan
Ölülerimiz...
Bakışları
Uçmaya hazırlanan bir kartal kadar çevik
vurgunum
gizleyemem.

Sen bağrımı amansızca zorlayan siyahlık
Unutma
Öldürmekten daha kuvvetlidir ölebilmek.

                       Nihat BEHRAM

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazartesi, Aralık 15, 2008 - Sen Yoksun

Kategori: SIIRLER
Sen yoksun
Boşuna yağıyor yağmur
Birlikte ıslanmayacağız ki...

Boşuna bu nehir
Çırpınıp pır pırlanması
Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...

Uzar uzar gider
Boşa yorulur yollar
Birlikte yürüyemeyeceğiz ki...

Özlemlerde ayrılıklar da boşuna
Öyle uzaklardayız
Birlikte ağlayamayacağız ki ...

Seviyorum seni boşuna
Boşuna yaşıyorum
Yaşamı bölüşemeyeceğiz ki ...

 Aziz Nesin     ( http://turkubakislim.tr.gg ) adresinden alintidir.
3 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazartesi, Kasım 24, 2008 - BEDAVA YASİYORUZ

Kategori: SIIRLER

 

Bedava yasiyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;

Yagmur camur bedava;
Otomobillerin disi,
Sinemaların kapisi,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek degil ama
Aci su bedava;
Kelle fiyatına hurriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yasiyoruz, bedava.

            Orhan Veli Kanik

 


2 YorumYorum yaz!Bağlantı

Perşembe, Ekim 23, 2008 - İNANMA

Kategori: SIIRLER

İnanma

Güldümse inanma, bil ki bu gülüş
Güldüğüm sabahın bir rüyasıdır
Dudaklarımdaki acı bükülüş
Veda akşamının sonsuz yasıdır.

Hangi kudret var ki solan ruhuma
Senden sonra yeni bir ışık versin
Söner gün geçince bu hain humma
Ağlar mıyım başka acıyla dersin?

Bir salgın alevsin içimde bugün
Yakmaya en sönmez yerden başladın
Eriyim sönersem ancak büsbütün
Sevmiş diyeceksin beni bu kadın...
 

Şükufe Nihal

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazartesi, Ekim 8, 2007 - YALNIZ BİR OPERA

Kategori: SIIRLER

Hüznün şiirini, Türk elitinin en tepesindeki bir isimle bloguma misafir etmeyi bir şeref bilirim. Türk edebiyatında yeri dolmaz bir yere sahip Sn.Murathan MUNGAN’ın bu şiirini sizlerle paylaşmak istedim.

 

Geçtiğimiz günlerde saygıdeğer dostum Dr.Murat TIRPAN’la hasb-i hal ederken, hüzünlü duygular konuşmalarımıza müdahil olunca, bana bu şiiri göndertip okuttu. Hakikaten takdire şayan bir şiir ve o anki ruh halimize öyle bir hitap etti ki, duygular fevc fevc yürek ilmiklerinde gezindi durdu. Hazzın doruklarında dolaştım bu şiiri okurken. Lakin şunu belirtmemde fayda var, şiir biraz uzun gelebilir, ama sabırla okunmalı. Özümsenmeli en derinlerde. Lafı daha fazla uzatmadan sizleri şiirle baş başa bırakıyorum.

 

                                                         MEHMET ALİ BAYBARA

 

 

YALNIZ BİR OPERA

           

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda

Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim

Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim

Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

 

İmrendiğin, öfkelendiğin

Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim

Yani yaşamışlık sandığın

Geçmişim

Dile dökülmeyenin tenhalığında

Kaçırılan bakışlarda

Gündeliğin başıboş ayrıntılarında

Zaman zaman geri tepip duruyordu.

Ve elbet üzerinde durulmuyordu.

Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,

Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki.

Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,

Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,

Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.

Ve hala bilmiyordun sevgilim

Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana

Bütün kazananlar gibi

Terk ettin.

 

Yaz başıydı gittiğinde, ardından,

Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.

Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.

Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.

Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.

Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu

Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından

Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine

Çerçevesine sığmayan

Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine

Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

 

Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.

Seni bir şiire düşündükçe

Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi

Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.

Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük

Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,

Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.

Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.

Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?

'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.

Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını

Takvim tutmazlığını

Aramızda bir düşman gibi duran zamanı

Daha o gün anlamalıydım

Benim sana erken

Senin bana geç kaldığını.

 

Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.

Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.

Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,

Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.

Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.

Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi

bakışıyorduk.

Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.

Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.

Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.

Şimdi biz neyiz biliyor musun?

Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.

Birbirine uzanamayan

Boşlukta iki yalnız yıldız gibi

Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz

Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca

Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız

Ne kalacak bizden?

Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim

Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında

Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden

Bizden diyorum, ikimizden

Ne kalacak?

 

Şimdi biz neyiz biliyor musun?

Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.

Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada

Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi

Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek

Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.

 

Kış başlıyor sevgilim

Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor

Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan

Oysa yapacak ne çok şey vardı

Ve ne kadar az zaman

Kış başlıyor sevgilim

İyi bak kendine

Gözlerindeki usul şefkati

Teslim etme kimseye, hiçbir şeye

Upuzun bir kış başlıyor sevgilim

Ayrılığımızın kışı başlıyor

Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

 

Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,

Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,

Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak....

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır

Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır

İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun

Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar

Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz

Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar,

Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar

Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,

Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.

 

Dışarda hayat düşmandır size

İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz

Bir ayrılığın ilk günleridir daha

Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta

Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup

Kulak verdiğiniz saat tiktakları

Kaplar tekin olmayan göğümüzü

Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç

Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz

Bakınıp dururken duvarlara

Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek,

Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,

Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında

Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi

Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi

Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,

Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya

Kendimizi hazırlar gibi.

 

Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi

Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,

Ve kazanmış görünürken derinliğimizi

Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde

Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar

O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi

Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar

Göremeseniz de, bilirsiniz

Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.

 

Bana zamandan söz ediyorlar

Gelip size zamandan söz ederler

Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.

Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.

Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.

Dahası onalar da bilirler.

Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.

Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki

hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak

kolay değildir elbet.

Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.

Zaman alır.

Zaman alır sizden bunların yükünü

O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe

çöker.

Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.

Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.

O boşluk doldu sanırsınız

Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.

 

Gün gelir bir gün

Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide

O eski ağrı

Ansızın geri teper.

Dilerim geri teper.

Yoksa gerçekten bitmissinizdir.

 

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi

kavranır.

Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.

Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık

Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan

Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır

Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla

Günlerin dökümünü yap

Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini

Kim bilebilir ikimizden başka?

Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış

Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,

Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği

Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün

Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya

Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor

Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla

Bunlar da bir işe yaramadıysa

Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.

 

Bu şiire başladığımda nerde,

Şimdi nerdeyim?

Solgun yollardan geçtim.

Bakışımlı mevsimlerden

İkindi yağmurlarını bekleyen

Yaz sonu hüzünlerinden

Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim

Geçti her cağın bitki örtüsünden

Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından

Bakarken dünyaya

Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:

Çicek adlarını ezberlemekten geldim

Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların

Unuttuklarını hatırlamaktan

Uzun uzak yolları tarif etmekten

Haydutluktan ve melankoliden

Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden

Duyarlığın gece mekteplerinden geldim

Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti

Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları

Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

 

Bu şiire başladığımda nerde,

Şimdi nerdeyim?

Yaram vardı, bir de sözcükler

Sonra vaat edilmiş topraklar gibi

Sayfalar ve günler

Işık istiyordu yalnızlığım

Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum

İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde

Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.

Karardı dizeler.

Aşk...Bitti. Soldu şiir.

 

Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden

Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım

Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde

Ask yalnız bir operadır, biliyordum:

Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.

Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim

Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu

El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk

Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır:

Eksiliyorduk

Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim

Her otelde biraz eksilip, biraz artarak

Yani çoğalarak

Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin

Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında

Ağır ve acı tanıklıklardan

Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.

Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum

Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu

Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...

Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları

Ve açık hayatları seviyordu.

Buraya gelirken

Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim

Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri

Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi

Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri...

panayır yerleri...

Ölü kelebekler...

Ölü kelebekler...

Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.

 

Adım onların adının yanına yazılmasın diye

Acı çekecek yerlerimi yok etmeden

Acıyla baş etmeyi öğrendim.

Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

İpek yollarında kuzey yıldızı

Aşkın kuzey yıldızı

Sanırsın durduğun yerde

Ya da yol üstündedir

Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar

Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar

Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.

 

Aşkın bir yolu vardır

Her yaşta başka türlü geçilen

Aşkın bir yolu vardır

Her yaşta biraz gecikilen

Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler

Gözlerim

Aşkın kuzey yıldızıdır bu

Yazları daha iyi görülen

Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler

İlerlerim

Zamanla anlarsın bu bir yanılsama

Ölü şairlerin imgelerinden kalma

Sen de değilsin. O da değil

Kuzey yıldızı daha uzakta

Yeniden yollara düşerler

Düşerim

Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda

Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında

Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler

Yaşamsa yerli yerinde

Yerli yerinde her şey

Şimdi her şey doludizgin ve çoğul

Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi

Şimdi her şey yeniden

Yüreğim, o eski aşk kalesi

Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden

Dönüp ardıma bakıyorum

Yoksun sen

Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.

 

 

                                                 MURATHAN MUNGAN

 

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

Çarşamba, Hazirane 7, 2006 - LEYLA..

Kategori: SIIRLER

* Leyla...!
 

 
Ne güneş ne ay var, ne de bir yıldız,
Dört duvar içinde kalmışım Leyla…
Saatler mahşere, yaklaşır son hız,
Mahkeme gününü, almışım Leyla…

Kutsaldır biçemem, sevdaya değer,
Sendeki duygular, hevesmiş meğer,
Ayrılmaz bilirdim, can ile ciğer,
Demek ki hayale dalmışım Leyla…

Zannetme sanadır, akan gözyaşı,
Süzülen damlalar, nedamet yaşı,
Yoluna koyduğum, divane başı,
Boş yere taşlara, çalmışım Leyla…

Korkulan ölümü, ettin hediye,
Davet var ecele, gel artık diye,
Bitmeyen sorgumdur, yaşamak niye,
Sayende bu candan, yılmışım Leyla…

Açılır bu aşkın, defteri elbet,
Yazıldı divana, kimde ihanet,
Dilime gelmiyor, bir türlü lanet,
Ben seni Allah’a salmışım Leyla…
 

                                         Metin Yıldırım

(www.antoloji.com adresinden alıntıdır. )

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

Salı, Hazirane 6, 2006 - BARİ DİKENİ DE KURUT

Kategori: SIIRLER

Gecenin esareti hapsetmiş beni,

Beklide yanmışlığın acı bir bedeli,

Sabahı beklerim sensizlikle baş başa,

Yakar beni sensizlik acılarla kolkola…

 

Şahidim olsun yıldızlar yanıyorum ateşinle,

Tanığım olsun gece parlıyorum meşalenle,

Kıskansın okyanuslar, denizler; ıslanıyorum şelalenle

 

Kapıların ardında gülümsemez oldu umut,

Ölürsem aşkın olsun bana tabut,

Ey hayalini yar eden güneşim!

Gülümü soldurdun, bari DİKENİDE KURUT…

 

 

                                      M.A.BAYBARA

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

Salı, Hazirane 6, 2006 - ONA....

Kategori: SIIRLER

Yine sen…

Gecenin esareti kuşatmışken,

İnadına düşüncelerin doruğunda,

Ve sevdanın sessiz tehdidi,

Ve aynı anda aklımda yine sensin…

 

Sen gelince düş dünyama gecede

Muhatabım ben olurum sadece

Kapım kilitlidir o an her şeye

Giremez kimse yüreğimdeki mabede…

 

Arzularım limanıma demir attı

Gitmeleri senin gibi imkansız ve ulaşılmaz

Birtek gayem varsa şudur:

Endamını gözlerime bir kerecik bağışla…

 

Ruh bedene küstüğü an,

Dudakların yanağımla,

Veya dudağım yanağınla,

Bir saniyelik flörtü kabul etmişse,

Bilki rahat göçmüşümdür.

 

İmkansızı başarmak zaman alır,

Seni unutmak ise can alır,

Sevdam yüreğimde taşmışsa,

Unutmak gözlerimi kapadığım andır…

 

Pembe duygular meşgul ederken,

Aynı anda kara umut devrede,

Gözlerin yüreğimi çelerken,

Yüreğim darmadağın çevrede…

 

                             M.A.BAYBARA

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

Salı, Hazirane 6, 2006 - O BAKIŞLARIN

Kategori: SIIRLER

Yar zehrettin ömrümü sem sözlerinle

Târ-u mâr ettin vücudumu alem gözlerinle

Fevc fevc dağıttın duygularımı kalem kaşlarınla

Kâtiüt-tarikım oldu bakışların…

 

 

Bakışlarınki vurdu beni ateş dolu barut gibi

Bilirim yok dünyada kelime umut gibi

Bakışların bile vurmaz beni ‘beni unut’ gibi

Tahribat emîri oldu bakışların…

 

Söyle kalabalıkta yalnızlık duygusunu tattınmı?

Gecenin sinesine uzanıp yıldızlarla yattınmı?

Yada her şeyi boşverip hayatın anasını sattınmı?

Gönlümde hafriyat şefi oldu bakışların…

 

 

                              M.A.BAYBARA

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

O BİR BAYBARA

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
antoloji
Facebook
alibaybara
Radikal
BAYBARA
MARDİNSPOR
Taraf Gazetesi

Kategoriler

Arkadaşlarım

nevaay
merva
onderburak12
talia
ulasozan
minikprenses20
proleter
fatoscb
efsade
nicinboyle

Mehmet Ali Baybara'nın Facebook profili